10 Kasım 2013 Pazar

Salzburg gezi notları


6 günde 7 Avrupa ülkesi gezdiğimiz (ya da belki de daha doğrusu gördüğümüz) turumuzun şehirlerini anlatmaya devam ediyorum. Kimileri çok eleştirdi bu yazıyı, 6 günde bir şehir bile zor gezilir, bırakın 7 ülkeyi diyerekten. Hakları var belki de. Hiçbirini sindire sindire gezemiyorsunuz tabi. Önceden program yaparak gezilecek yerleri çıkartıyorsunuz ve sadece oraları görebiliyorsunuz. Bu nedenle bu yaptığımız gezmek mi oluyor görmek mi orasını sizlerin yorumlarına bırakıyorum. Herkesin seyahat tarzı farklıdır. Sahi siz nasıl seyahatleri tercih edersiniz ? Haydi yorum bırakın ;)
Sıradaki durağımız Avusturya'nın Salzburg şehri. Kaldığımız otel zaten Salzburg'a yaklaşık 70 km uzaklıkta St. Johann isimli bir köydeydi. Sabah kalktığımızda Alpler'in o mis gibi havasını içimize çekiyorduk, kış olduğu için karlarla örtülmüş dağların manzarası da muazzamdı. Alpler, kış tatili için güzel bir seçenek.


Salzburg yollarında manzaralar


Otelimizde kahvaltı olmadığı için her daim yollarda, otobanda orda burda kahvaltı edecek bir yer bulmak durumunda kalıyorduk. Çoğu zaman fazla acıktığımızdan soluğu Mc Donald's da alıyorduk :)

Mc Donald's da kahvaltı
Salzburg, Viyana'ya yaklaşık 295 km uzaklıkta. Trenle yolculuk ederek 4 saatte varabilirsiniz.
Hemen hemen tüm Avrupa şehirlerinden aşina olduğumuz üzere, bu şehrin de ortasından bir nehir geçiyor: Salzach.
Salzburg'a varınca arabamızı bir otoparka bırakarak şehri gezmeye koyulduk. (Yurt dışında araba kiralayarak gezmenin de böyle bir sorunu var, her gittiğiniz yerde şehir merkezinde bir otopark bulmalısınız.) 

Başlangıç noktamız güzelim Mirabell Sarayı ve bahçeleri.

Mirabell Sarayı

Mirabell Sarayı, 1606 yılında Prens Wolf Dietrich Raitenau tarafından metresi için yaptırılmış :) 
Saray ziyarete açık olmadığı için gezilemiyor ancak bahçenin içerisinde gezinmek bile insanı yeterince büyülüyor. Şu düzenin, renklerin ahengine bakar mısınız ? Müthiş! Burada düğün fotoğrafları çektirmek de eminim inanılmaz güzel olurdu. 


Mirabell bahçeleri
Bildiğiniz üzere Salzburg, Mozart'ın doğduğu şehir. Yaşama gözlerini açtığı evi bugün bir müze olarak Getreidegasse'de ziyaretçilerini bekliyor. Biz fazla vaktimiz olmadığı için gezemedik ancak en azından birkaç gün Salzburg'da kalıyor olsaydım kesinlikle uğramak ve Mozart'a doymak isterdim. 


Mozart'ın evi


Getreidegasse, Salzburg'un en ünlü ve işlek caddesi. Ünlü Cafe Mozart da burada yer alıyor.



Getreidegasse

Sonraki durağımız Bürgerspitalgasse'de yer alan oyuncak müzesi! Bu benim gezdiğim ilk oyuncak müzesi, o yüzden resmen çocuklar gibi şen ve mutluydum :) (Evet, utanarak söylüyorum o kadar mutlu olmama rağmen İstanbul'daki oyuncak müzesini hala gezmiş değilim)


Oyuncak müzesi
İçerisi çeşit çeşit retro oyuncaklarla dolu idi. Bayıldım bayıldım!




Salzburg'un ara sokakları da çok şirin.


Bizim gezdiğimiz yerler bu kadarcık. Bir de akşam yemeği ve akşam üstü bira keyfi var.
Herkes Salzburg'un çok depresif bir şehir olduğunu iddia eder. Bana göre bu konuda diğer Avrupa şehirlerinden bir farkı yok. Belki de ben biraz da kasvet sevdiğim içindir :) 
Siz gezdiniz mi Salzburg'u ? Merak ettim, bu konuda düşünceleriniz neler ? :)

9 yorum:

  1. Romantik Yol güzegahı üzerinde uğradığımız şehirlerden biriydi Salzburg, Şirin, estetik bir Avrupa kenti. Temmuz ayı olmasına rağmen hava oldukça soğuktu (10 derece civarındaydı). Yağmura ve soğuğa rağmen Getreidegasse'deki şirin kafelerde sıcak birşeyler içmekten, Mirabell Sarayı'nın bahçesinde gezmekten büyük keyif almıştım.

    YanıtlaSil
  2. Ayrıca, hafta sonlarına (cuma gece çıkıp, pazar gece dönmek üzere) 2 ülke sığdırarak yaptığımız gezilerden de çok keyif almışımdır. Önceden gezilecek yerlerle ilgili araştırmalar, notlar çıkarılarak şahane seyahatler yapmak mümkün. Sadece görmek değil gezerek hem de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynen, böyle seyahatler yapmayı çok seviyorum. Bence çok da özgün oluyor. Salzburg'u ben de sevmiştim. Tek pişmanlığım Mozart'ın evini görememiş olmak :( yazın 10 derece cok ciddi bir soğuk. Akşam sıcaklığından bahsediyorsunuz, değil mi? :)

      Sil
    2. "Kantite mi, kalite mi?" ikileminde ben galiba tercihimi kaliteden,yani az ama öz gezmeden yana kullanirim. Belki bu yuzden de "Kac ulke gezdin" sorusundan hic haz etmiyorum :(
      Salzburg ve devaminda yaptigimiz Tiroller ve Baviyera gezisinde gezi perisi gücünü göstermis olacak ki Ekim'in 3.haftasi olmasina karsin 25 dereceleri gördük, genelde de 20'li derecelerde dolastik.
      Booking.com'dan hemen sehrin girisinde bedava otopark ve kahvaltili bir otelde kaldik. 15 dakikada bir sehre giden bir otobusle de sehir içi araba kullanmama derdinden kurtulduk.Bu dediklerinizin disinda harika bahcesiyle Hellbrunn sarayini, tuz madenini (biraz turistik atraksiyondu) ve buz magarasini (harikaydi!) gördük. Bir gün de unlu Hallstadt dahi Salzburg göller bölgesini gezdik.Nedense bana Salzburg hic te depresif degildi.Harika sonbahar renkleri ve gunesli havanin etkisi olabilir mi?

      Sil
    3. Ben pek karar veremiyorum bu soru karşısında. Kalite demek istiyorum ama bir yandan da daha fazla yer görmek istiyorum. Moduma göre değişiyor sanırım :)
      Siz bayağı gezmişsiniz Salzburg'u. Bizim gittiğimizde mevsim kıştı. Bayağı soğuktu. Eminim sonbaharda çok daha güzeldir. Yere dökülen kızıl renk yapraklar falan :)

      Sil
  3. Her gezi aynı modda yapılmaz bazen 6 günde 7 ülke bazende tek ülkede 7 gün. Önemli olan o anki ruh hali, ne yapmak istediğin. Bence sen keyif aldıysan gerisi boş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım ben de aynı şeyi düşünüyorum. Seyahat kişiye özel olmalı. Nasıl keyif alınıyorsa öyle, senin dediğin gibi :)

      Sil
  4. gezmediğim yerleri bir de burada görmek çok güzeldi. off ben de
    artık yola çıkmalıyım diyorum ama iş nedeniyle her daim evdeyiz :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzülmeyinnn biz de çok sık gezemiyoruz çalıştığımız için :) bu yazdığım yazılar 3 sene önce gittiğim yerlere ait :)

      Sil

Yorumunuz için teşekkürler.

back to top